BASINDAN

Mesaide polis, evde sanatçı

  • 29 Nisan 2013

Polis kimliğinin yanı sıra yaptığı resim, nakşettiği hat, yazdığı şiir ve müzikle sıra dışı bir portre çizen emniyet şube müdürü, birbirinden farklı ve güzel eserlerle herkesi hayran bırakıyor.

bazen en beklenmedik yerde, kayalıklardan fışkıran çiçek gibi bitiverir. Bir emniyet şube müdürü düşünün ki mesleğinden kaynaklanan bütün ön yargıları yerle bir ederek, sırlanmış ayna gibi sanatın güzelliklerini yansıtsın. Ankara Hassas Bölgeleri Koruma Şube Müdürü Ahmet Sula, polis kimliğinin yanı sıra yaptığı resim, nakşettiği hat, yazdığı şiir ve müzikle sıra dışı bir portre çiziyor. Sula, Başkentte 24 Nisan’da açılacak “Mana” adlı resim, şiir, hat, kaligrafi, Anadolu, İslam ve insanı buluşturan sergisini, mesleğini ve sanatını anlattı.

GÖREV DIŞINDAKİ KOCAMAN DÜNYA

Polisken sanatla ilgilenmeye başlamasını, Sula, “Belki de bu cefalı meslek, beni bu kadar pişirdi ki bu sanat ürünleri çıkıyor. İşimizden dolayı bizim 20-30 yılda gördüklerimizi insanların görebilmesi için 120-130 yıl yaşaması lazım. O yüzden bir avantaja döndü aslında” sözleriyle dile getirdi. Sula, polisliği, diğer mesleklerde de olduğu gibi rızkın temini için yapılan bir iş gibi gördüğünü ancak işin hayatın tamamını kapsamadığına işaret ederek, “Bu sebeple her zaman, her yerde kendimi polis görmüyorum. Görev anında polisim ve gereklerini yaparım ama onun dışında kocaman bir dünyam var”  diye konuştu.

DÜNYACA TANINMAK İSTİYOR

Her kim olursa olsun, “evvela insandır” düşüncesini taşıdığını söyleyen Sula, sanatıyla polislere karşı duyulan ön yargıları iyi yönde değiştirmeyi umduğunu ifade etti. Dünyaca tanınan bir sanatçı olmayı amaçladığını vurgulayan Sula, kendisi için söylenen “Türkiye’nin Dali’si” gibi yakıştırmalardan onur verici gibi gözükse de örneğin, “İspanya’nın Sula’sı” dedirtme hedeflerinin yanında yetersiz kaldığını vurguladı. Sula, “Eğer Allah bunu bana nasip etmeyecekse en azından benden sonrakilere örnek olsun ki büyük düşünsünler, Bu coğrafyanın bu duyguları yaşatması için çok yeterli olduğunu düşünüyorum eğer bunu başaramadıysak ya az çalışıyoruz ya küçük düşünüyoruz ya da öz güvenimizde bir eksiklik var” şeklinde konuştu.

İLHAM KAYNAKLARI YUNUS EMRE VE MEVLANA

Resimlerimde, ressamlardan değil, insanların kalplerine hitap eden mana erlerinden daha çok etkilendiğini vurgulayan Sula, marifetin “sanatkarı aramak” olduğunu ve Yunus Emre’den, Mevlana gibi gönül erlerinden ilham aldığını belirtti. Sula, şiirlerini ise kural, ölçü, uyak endişesi duymadan, kalbinden geldiği gibi yazdığını, bu yönüyle kendisini Yunus Emre gibi gördüğünü ifade ederek, “Çünkü ben eserlerimle insanların göz zevklerine, estetik zevklerine değil kalplerine talibim” ifadesini kullandı.

BANDANA İLE MOTİVASYON

Pek çok ressam aksesuar olarak boyunlarına fular bağlamayı, kasket takmayı veya kendini mutlu hissettiği bir imaj sergilemeyi tercih eder. Sula, ise biraz da sanatının getirdiği kültürel birikimin etkisiyle fuları sarık gibi başına bağlamayı, bere takmayı sevdiğine işaret ederek, “Sarık gibi başıma sarmak beni ben yapan, motive eden, farklı kılan bir aksesuar” değerlendirmesini yaptı. Fular, bandana ya da sarığı başına dolayınca resme çok daha iyi odaklandığı dile getiren Sula, “İnsanlar ne diyecek” endişesinin kişide öz güven eksikliğine yol açtığını ileri sürdü. İlk sergisini açmaya hazırlanan Sula, Türkiye denince akla ilk gelen eserlerden Sultanahmet Camisi’ni çok sevdiği için adını “Sulaahmet” olarak da kullandığını kaydetti. “Mana” sergisi, Rahmi M. Koç Müzesi’nde 8 Mayıs’a kadar gezilebilecek.

Kaynak : http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=23106795

Leave a Reply

Your email address will not be published. * ile işaretlenmiş alanlar doldurulmalıdır.